youtube etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
youtube etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Mart 2009 Cuma

Battlestar Galactica: Yeni Bir Başlangıç

Bir önceki yazımı yazarken, ana karakterler üzerinden bazı değerlendirmeler yapmış ve "...bir daha gelmemek üzere..." son yolculuklarına çıktıklarını yazmıştım. Son bölümü tırnaklarımı yiyerek bekledim, ve izledim. Aşağıdaki yazı, son bölüm dahil olmak üzere dizinin tamamı hakkında bilgi içermektedir. İzlemediyseniz, okumaktan kaçınmanızı tavsiye ederim. (Spoiler hesabı)

Müziği ve görselliği coşkun, zaman zaman dizinin yapımcısı Ronald D. Moore'un (RDM) deyimiyle "sanatsal" flashback'lerin böldüğü, duygunun zirve yaptığı iki saat yaşadık. Filonun babası Adama'yı içkiden yıkılmış, kusarken gördük, yıldızlara özlemle bakarken ona hak verdik. Koloni'nin birkaç metre ötesine sıçrayan Galactica'nın üzerinde patlayan mermileri, son dakikada çarpışma esnasında ölenleri, saldırı timiyle birlikte yürüyen "maşallahlı" senturyonları (aşağıda resmi var) ve son dakika hesaplaşmalarını izledik. Sonunda bize tatlı bir sürpriz yapıldı: Bir önceki bölümde görünen gezegen, üzerinde yaşadığımız Dünya'dan başkası değildi. Yanisi, Saylonlarla birlikte Kolonicilerle gezegenimize yerleşenler, atalarımız çıktı. (Heyt!)

Dizide beni çekmeyen hayali-Altı ve hayali-Baltar karakterleri, dizinin kilit noktası haline geldi. Birkaç bölüm önce "Meleklerin kanatlarında mucizeler bekleyin", "Aramızda yaşayan melekler" gibilerinden aklımıza sokulan cümlelerin doğrultusunda, bu varlıklar "melek" olarak damgalandı, bitirildi. Fazla bir açıklama yapılmadı. Kara'nın yazgısı, "kıyameti getiren" ve "ölümün müjdecisi" yaftaları ve filoya nasıl döndüğü hakkında elle tutulur gözle görülür birşey sunulmadı. Günümüz Türkiye'sinin deyimiyle, "Takdir-i İlahi" dendi.

Dizinin hayran kitlesinin bir bölümü, bu ucu açıklıklara haklı nedenlerle kızdılar ve kafalarda soru işaretleri kaldı. RDM, gününün büyük kısmını karısıyla bu tarz soruları cevaplandırmaya çalışıyor Sci-Fi (SyFy) forumlarında.

Son sahnelerde, elinde National Geographic dergisi, arkasında da iki melek duran bu adam da kim? RDM'nin ta kendisi! Mitokondriyal Havva haberini okuyan bu adam, arkasında günümüz insanlığı hakkında yorumlar yapan iki melekle birlikte görülüyor. İki melek, insanlığın döngüyü kırıp kıramayacağı hakkında konuşuyorlar.

Şimdi, RDM'nin deyimiyle "karakter bazlı" diziyi, biraz daha yukarıdan bakarak hızlı bir şekilde ele alalım:

1) Sam Anders'ın geçmişi hatırladığı zaman sarfettiği cümlelerden biri, kimsenin göremediği "hayaller" di. Kendisi bir kadın gördüğünü, Tory'ninse bir erkek gördüğünü söylüyordu. Demek ki bizim "melek" ler onlara da görünmüş, dünyalarının sonu hakkında onları uyarmışlar.

2) 12 koloninin yıkımı esnasında, bizim "melek"ler, Caprica Altı ve Gaius Baltar'a, birbirlerinin suretinde görünüyorlar, malum dizi içerisinde onları yönlendiriyorlar.

3) Dizi sonunda RDM'ye de görünerek ona ilham kaynağı oluyorlar ve bu diziyi yaptırıyorlar! Biz de dolayısıyla bu melekleri görmüş oluyoruz efendim.

Nasıl?

Battlestar Galactica'yı sadece bir dizi olarak kaldırıp atamayız. İçerdiği değerleri, insanlığı, savunmak için son bölüm öncesi RDM, koluna Roslin ve Adama'yı (Mary McDonell ve Edward J. Olmos) takıp Birleşmiş Milletler'de konferans düzenliyor. Aşağıdaki videoda, Adama'nın içten yaptığı konuşmasından sonra BM sıralarında oturanlara nasıl "So say we all!" çektirdiğini izleyebilirsiniz. (Youtube videosudur, izleyemezseniz linki de budur.)

6 Mayıs 2008 Salı

YouTube kapandı (gene)

En son mart ayının ortalarında erişime kapanan YouTube'a bugün giremedik, hemen birbirimize sorduk:

"Gene mi kapatmışlar?"

Hemen sözlük sitelerinde aramalar yapıldı, "YouTube'a erişimin engellenmesi" başlıkları altında yeni giriler var mı diye. Ancak yoktu, herhangi bir TTNet arızası olarak düşünüldü.

Akabinde haber alındı. Gene niyesi nasılı kulaktan dolma, Atatürk'e hakaretten dolayı kapatılmış diyecekler. Google gruplarını ve emektar Geocities'i de benzer bir sebepten dolayı kapatmışlardı. Peki ya Blogger? Burada da o kadar kolay ki o tarz yazıların yayınlanması? Blogger'a da erişimi engelleyebilirler çok yakında.

Bürokratik kuvvet kullanamayan, bunun dışındaki zavallılara döndük. Top oynadığı arkadaşları isim takıyor diye küsüp ağlayarak evine dönen sümüklü çocuklara benzedik. İmajımız düştükçe düştü. Özel şirketler (atv, digiturk vs.) yayın haklarını ihlal ediyor diye videolarını çıkarttırabilirken, biz küselim olsun bitsin.

Allahaşkına, ya şu siteyi sürekli kapatıp açıp durmasınlar ya da yukarıda örnekte görüldüğü gibi sitenin logosunu değiştiriversinler!

Kızgınım!

Not: Yetti.be adresini hazırlayanlar da sanırım bizim kadar kızgınlar bu konuda. Hele bir girin, neler dönüyor görün.

Not2: Şu FermuarTube logosu oldukça tutmuş gözüküyor, kaç paraya satayım dersiniz? :)

27 Mart 2008 Perşembe

"Evlerinin Önü" Türküsü Üzerine Bir Çeşitleme

Öykü ve Berk'in o meşhur YouTube videosunu izlememiş olanınız yoktur herhalde. Albüm hazırlığı içindeyken akustiği güzel bir odada çekilmiş görüntüler eşliğinde türkünün canlı performansını çoğu kişi (ben dahil) sevmiştik. Öykü'nün şarkıyı söyleyişi, flamenko tarzını türkünün içine yoğuruşları vs vs.. Video popüler olduktan sonra bir çok TV kanalına çıkıldı, canlı performanslar izleyiciler tarafından çok beğenilmedi, ardından bunun bir albüm tanıtımı çalışması olduğu öğrenildi. Oldukça baş döndürücü(!) minimalist bir klip çektiler kendilerine, ancak YouTube'daki o samimiyet gidivermiş gibiydi. Sitelerinde albüm şarkılarının önizlemeleri mevcut olduğu için hepsini teker teker dinledim, yarımşar dakikalık parçaların hiçbiri, "Evlerinin Önü" gibi değildi. Sentez yapılmaya çalışılmış, sanki çıkış şarkıları "Evlerinin Önü" doğaçlama çıkmış da, diğerleri zoraki olmuş gibiydi. Yarımşar dakika bile yetti arttı. Az önce YouTube'dan sesini kaydettiğim şarkı çalma listemden geçerken farkettim, gene tüylerim diken diken olmuştu. Ancak sonradan onları bu kadar soğuk (belki de itici) kılan şey neydi acaba? Samimiyetlerini yitirmeleri mi?

İyi veya kötü, ne olursa olsun emek harcanan bir ürünün/eserin günümüz pop kültüründe birkaç gün sonra yitip gitmesi beni çok üzüyor.

4 Şubat 2008 Pazartesi

YouTurk!

İnternet ansiklopedisi Wikipedia'nın kötü ikizi Uncyclopedia'da bir madde gözüme çarptı: YouTube.

Maddeyi okurken ilk cümlenin:
YouTube (to be known as SueTube, YouN00b, YouB00b or YouTurk in the near future)
olması dikkatimi çekti. Demek ki YouTube'daki Türk-Yunan savaşları sadece Ege'nin iki yakasını değil, tüm dünyayı ilgilendiriyor. Beynini yaratıcı küfürler bulmak için kullanan bazı kullanıcılar, gene birbirinden yaratıcı(!) videolarla (video yerine slaytşov demek daha doğru) birbirlerine atıfta bulunuyorlar. Bunun sonu nereye varacak? Türkler'in halihazırdaki kaba, cahil ve medeniyetten uzak imajını pekiştirmekten başka biryere değil. Peki, onların yaptıklarına sessiz mi kalmak lazım? Tabii ki hayır ama en güzel cevap, bazen sessiz kalmaktır (Eskişehir ve Sivas mahkemelerinin kararı sonucundaki sessizlik gibi değil)

Konu hakkında bilgisi olanlar zaten belgesel kıvamında videolarla izlenesi örnekler sergiliyorlar. Bunun en iyi örneği, Alinur Velidedeoğlu'nun Midnight Express filminin gerçek kahramanı Billy Hayes ile yaptığı söyleşi olarak gösterilebilir.





İşin bir başka ilginç boyutuysa, "Abuses of YouTube" (YouTube'un kötüye kullanımı) alt başlığı altında verilen kötüyorum örnekleri. Buna örnek olarak bir adet "Bunu 10 kişiye gönder yoksa bıdı bıdı..." ve bir de (İngilizce sayfa içinde) gündelik hayatta sıklıkla kullanılan Türkçe bir yorum mevcut. Sinkaf, valide falan.